Obezite Cerrahisi

Obezite Cerrahisi

  1. Sleeve gastrektomi:

‘Tüp mide’ olarak bilinen sleeve gastrektomi ameliyatı günümüzde dünyada en sık uygulanan obezite cerrahisi yöntemidir. Diğer ameliyat yöntemlerine görece daha kolay bir yöntem olup karın bölgesinden yaklaşık 1 cm’ lik 4-5 adet delikten laparoskopik olarak yapılmaktadır. Ameliyat süresi yaklaşık 0.5-1 saat kadar sürmektedir. Bu yöntem ile midenin normal fizyolojik yapısı korunmakta, mide şekil itibari ile tüp şekline getirilmekte ve böylece erken doyma sağlanmaktadır.

Bu ameliyat ile bir yıl içinde fazla kiloların yaklaşık % 80-90’ ı verilmektedir. Bu ameliyatın avantajları sindirim sisteminin fizyolojisinin değişmemesi, mide ile barsak arasında anastomoz (yeni bağlantı) olmaması, ömür boyu vitamin kullanma ihtiyacı olmaması, ameliyat süresinin daha kısa sürmesi, revüzyonunun daha kolay olması, diyare ve dumping sendromunun görülmemesi sayılabilir. Dezavantajları arasında ise % 20-30’ lara varan yeniden kilo alımının olması, bazı hastalarda reflü şikayetlerinin artması sayılabilir.

Açıklamalar bilgi verme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminiz ile iletişime geçiniz.

  1. Gastric bypass:

Gastric bypass prosedürleri temel olarak 2’ ye ayrılır. RNY gastric bypass ve mini gastric bypass. Her iki ameliyatta yine laparoskopik yöntem ile yapılmaktadır. RNY gastric bypass’ ta iki anastomoz, mini gastric bypass’ ta tek anastomoz bulunmaktadır. Her iki prosedürde de mide stapler denen zımbalar ile bölünerek yaklaşık 30-100 ml’ lik poş oluşturulur. İnce barsaklar her hastanın barsak uzunluğuna göre yeni mide poşuna yine stapler denen aletler ile birleştirilir.

Yöntemin avantajları diyabet, hipertansiyon, metabolik sendrom gibi ek hastalıkları olan hastalarda bu hastalıkların kontrolünü etkili bir şekilde sağlayabilmesidir. Tüp mide ameliyatı gibi etkili kilo kaybı sağlar.  RNY gastric bypass’ ta reflü şikayetleri çok az-veya hiç olmazken mini gastric bypass’ ta reflü şikayetleri bazen rahatsız edici olabilmektedir. Her iki ameliyatta da vitamin kullanımı gerekebilmektedir. Ameliyat süresi tüp mideye göre daha uzun ve ameliyat teknik olarak daha zordur.

Açıklamalar bilgi verme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminiz ile iletişime geçiniz.

  1. Transit bipartisyon:

Bu ameliyat yöntemi özellikle Tip 2 Diyabet hastalığının obeziteye eşlik ettiği durumlarda laparoskopik olarak uygulanan ileri teknik ve beceri gerektiren bir ameliyattır. Hem restriktif (kısıtlayıcı), hem de malabsorbtif (emilimi bozucu) bir ameliyat yöntemidir. Kabaca tüp mide ve gastric bypass ameliyatlarının her ikisinin de aynı operasyonda yapılması olarak özetlenebilir. Burada yapılan mide tüpü daha geniş hacimlidir. Gastric bypass prosedüründe olduğu gibi anastomozlar RNY veya omega şeklinde olabilmektedir.

Bu ameliyat ile mide çıkışından gıdaların onikiparmak barsağına geçişi bozulmamaktadır. Tip 2 diyabet hastalığının kontrolünde oldukça etkilidir. Ameliyat süresi uzun ve teknik olarak zor bir ameliyattır. Çeşidine göre bir ya da iki anastomoz içerir. Hastaların ameliyat sonrası vitamin kullanmaları gerekebilmektedir.

Açıklamalar bilgi verme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminiz ile iletişime geçiniz.

  1. Revüzyon ameliyatları:

Obezite cerrahisi sonrası yeniden kilo alımı % 30’ lara kadar varabilir. Bunun nedeni ilk yıllarda mide fundusunun alınmaması, midenin fazla bırakılması gibi teknik nedenlere daha çok bağlıyken günümüzde hasta kaynaklı nedenler ön plana çıkmaktadır. 1 yılın sonunda fazla kilolarından kurtulan hastalar yeme davranış biçimini ve yaşam tarzlarını değiştirmedikleri için ne yazık ki hangi ameliyat yöntemi ile ameliyat edilseler de yeniden kilo alabilmektedirler. Şüphesiz bundan kurtulmanın yollarından biri iyi bir diyetisyen ve sıkı bir takip ile olmaktadır. Unutmayın; tüm ameliyatlar sizin için bir fırsattır, bu fırsatı iyi değerlendiren hastalarda kalıcı kilo kaybı daha sık oranda görülür.

En sık uygulanan revüzyon ameliyatları sleeve gastrektominin yeniden sleeve gastrektomiye çevrilmesi veya sleeve gastrektominin bypass prosedürlerinden birine çevrilmesidir. Gastrik bypass’ ın yine gastric bypass’ a çevrilmesi de mümkündür. Aynı zamanda mini gastric bypass sonrası oluşan reflü şikayetleri içinde RNY gastric bypass revüzyonu sık uygulanır. Tüm bu ameliyatlar yine laparoskopik yöntem ile uygulanmaktadır.

Açıklamalar bilgi verme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminiz ile iletişime geçiniz.

  1. Mide balonu ve mide botoxu:

Ameliyat gerektirmeyecek kadar kilosu olanlar (Vücut kitle indeksi 30-35) veya ameliyat olabilmesi için bir miktar kilo vermesi gereken aşırı kilolu hastalar için uygun bir yöntem mide balonudur. İşlem endoskopik olarak sedasyon anestezisi ile 15 dakika kadar sürer, hastane yatışı gerektirmez. 3-4 gün süren (hastaya göre şiddeti değişmekle beraber) ağrı-bulantı-kusma haricinde sık görülen bir riski yoktur. 6 aylık ve 1 yıllık mide balon çeşitleri vardır. Her ikisinde de ortalama 20-35 kilo arası kilo verilebilmektedir.

Mide botoxu balona göre etkinliği henüz tam anlamıyla oturmamış bir yöntemdir. Çeşitli yayınlarda yöntemin bir işe yaramadığı söylenirken, bazı yayınlarda kilo vermeye etkili olduğu söylenmiştir. Botox ile birlikte diyetisyen kontrolü muhakkak gerekmektedir. İşlem yine endoskopik olarak yapılmaktadır. Midenin çeşitli bölgelerine botox enjekte edilerek buradaki kasların çalışmasını yavaşlatma ve midenin geç boşalması, böylelikle tokluk hissi sağlanması amaçlanmaktadır.

Açıklamalar bilgi verme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için hekiminiz ile iletişime geçiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Obezite cerrahisi, aşırı kilolu veya obez bireyler için kilo kaybını teşvik etmek amacıyla yapılan cerrahi prosedürlerdir. Bu prosedürler genellikle midenin boyutunu küçültmek veya yiyeceklerin sindirim sürecini değiştirmek suretiyle çalışır. Temel olarak, cerrahi müdahale kişinin daha az yiyecek tüketmesini sağlayarak kilo vermesine yardımcı olur.

Obezite cerrahisi, vücut kitle indeksi (VKİ) 40’ın üzerinde olan bireyler için veya VKİ 35’in üzerinde olan ve obeziteye bağlı sağlık sorunları (örneğin, diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi) olanlar için genellikle önerilir. Ancak, her bireyin durumu farklı olduğundan, obezite cerrahisi için en uygun aday olup olmadığını belirlemek için bir sağlık uzmanıyla görüşmek önemlidir.

Obezite cerrahisi genellikle güvenli kabul edilir, ancak her cerrahi prosedürde olduğu gibi riskler vardır. Bunlar arasında enfeksiyon, kan pıhtılaşması, beslenme sorunları, bağırsak tıkanıklığı ve nadiren ölüm riski bulunur. Bu nedenle, cerrahi öncesinde ve sonrasında uygun önlemler alınmalı ve doktorun önerileri dikkate alınmalıdır.

Obezite cerrahisi sonrası, bireylerin sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmesi önemlidir. Bu, dengeli bir diyetle beslenme, düzenli egzersiz yapma, stresi yönetme ve doktorun önerdiği takip ve kontrolleri düzenli olarak yapmayı içerir. Cerrahi, kilo kaybı sürecini başlatmak için bir araç olabilir, ancak kalıcı sonuçlar için yaşam tarzı değişiklikleri gereklidir.

Obezite cerrahisi sonrası kilo kaybı süreci bireyden bireye değişir. İlk birkaç ay içinde hızlı bir kilo kaybı yaşanabilir, ancak bu hız zamanla yavaşlar. Genellikle, cerrahiden sonraki ilk 18-24 ay içinde en fazla kilo kaybı gerçekleşir. Ancak, her bireyin kilo kaybı hızı ve miktarı farklı olabilir. Önemli olan, cerrahi sonrası doktorun belirttiği diyet ve yaşam tarzı değişikliklerine uygun olarak hareket etmektir.

WHATSAPP
RANDEVU